Elektrik şebekeleri risk altında: ABD’de bazı şehirler aylarca karanlıkta kalabilir

ABD’nin eski Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC) Başkanı Jon Wellinghoff, bu hafta New York Times’a dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Wellinghoff’a göre ABD’nin eskimeye başlayan elektrik şebesi risk altında. Bazı kritik trafo merkezlerinin devre dışı bırakılması, ABD’nin tamamını 18 ay veya daha uzun süre karanlıkta bırakabilecek bir zincirleme çöküşü tetikleyebilir. ABD’nin Elektrik Şebekesini Karanlığa Gömmek İçin Sadece 9 Trafo Merkezi Yeterli Olabilir
ABD’deki elektrik altyapısı tek bir elektrik şebekesinden oluşmuyor. Ülkede Western Interconnection, Eastern Interconnection ve Texas Interconnection olarak adlandırılan üç büyük elektrik sistemi bulunuyor. Bu sistemler içerisinde elektrik santrallerinden çıkan enerji, yüksek gerilim hatları üzerinden farklı bölgelere taşınıyor ve trafo merkezleri aracılığıyla yönlendirilerek yerel dağıtım şebekelerine ulaştırılıyor. Eski FERC başkanı, bu dağıtımda kritik role sahip bir avuç trafo merkezini hedef alan bir saldırının, neredeyse tüm ülkeyi karanlığa gömebileceğine dikkat çekiyor. Wellinghoff, böyle bir senaryoda sorunu tam anlamıyla gidermenin aylar süreceğini söylüyor. Hatta bir adım daha öteye gidip, çok sayıda şehrin 18 ay boyunca karanlıkta kalacağı bir senaryonun bile mümkün olduğunu söylüyor.
Jon Wellinghoff, aslında yıllardır bu tarz saldırılar ve olası sonuçları üzerine araştırmalar yapıyor. Eski FERC başkanını bu tehlikeye uyandıran, 2013 yılında Kaliforniya’da bir trafo merkezine düzenlenen silahlı saldırı olmuş. 17 transformatörün hedef alındığı bu saldırı sonrası tesisin yeniden çalışır hâle gelmesi yaklaşık bir ay sürmüştü. Olayın ardından FERC, kritik trafo merkezlerinin devre dışı bırakılması durumunda elektrik şebekesinde nasıl bir zincirleme etki oluşabileceğini inceleyen bir analiz gerçekleştirdi. Yapılan analizde ABD’nin üç büyük elektrik sistemindeki en kritik trafo merkezleri incelendi. Wellinghoff’un The New York Times Magazine’e aktardığı sonuçlara göre, üç sistemde toplam 9 kritik trafo merkezinin devre dışı bırakılması ülke genelindeki elektrik sistemini çökertebilecek bir etki yaratabiliyor. Üstelik burada belirli 9 tesisin hedef alınması gerekmiyor. Her bir bölgedeki en kritik 10 trafo merkezinden yeterli sayıda tesisin devre dışı bırakılması, benzer sonucu ortaya çıkarabiliyor.
Zarar Gören Ekipmanlar Öyle Hemen Yenisiyle Değiştirilemiyor
Bir elektrik şebekesinin çökmesi durumunda en büyük problemlerden biri, hasar gören ekipmanların hızlı şekilde değiştirilememesi. Özellikle büyük güç transformatörleri, sıradan elektrik ekipmanları gibi kolayca üretilip yerine konulamıyor. Bunlar oldukça büyük, karmaşık ve çoğu zaman belirli şebeke koşullarına göre üretilen ekipmanlar. Dolayısıyla ciddi bir hasarın ardından yeni bir transformatörün üretilmesi, taşınması ve kurulması uzun zaman alabiliyor. Nitekim son dönemde bu yenileme zorluğunu gözler önüne seren bazı somut örnekler de yaşandı. Bu ay ABD’nin kuzeybatısını etkileyen şiddetli fırtınalar, Indiana şehrinde bazı bölgeleri elektriksiz bıraktı. Bu olayın üzerinden bir hafta geçmiş olmasına rağmen 100 bine yakın insan hâlâ elektriksiz durumda. ABD gibi kendisini dünyanın zirvesinde konumlandıran bir ülkede insanların bir hafta elektriksiz kalması, şebekenin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Üstelik ABD elektrik şebekesindeki kritik ekipmanların önemli bir bölümü oldukça eski. New York Times’ın aktardığı bilgilere göre, dağıtım şebekelerinde kullanılan transformatörlerin yüzde 75’inden fazlası 50 yıllık beklenen kullanım ömrünü aşmış durumda.
Risk Yalnızca ABD’ye Özgü Değil
Her ne kadar Wellinghoff’un uyarısı ABD’nin elektrik altyapısına yönelik spesifik bir felaket senaryosuna odaklanıyor olsa da aslında bu tarz bir risk diğer ülkeler için de pekâlâ söz konusu Elektrik şebekelerinin yaşlanması, kritik ekipmanların üretim ve tedarik sürelerinin uzaması, aşırı hava olayları ve fiziksel ya da siber saldırılar, farklı ülkelerde de benzer şekilde geniş çaplı kesintilere yol açabilir. Nitekim geçtiğimiz yıl İspanya ve Portekiz’de bunun bir benzerini görmüştük. Bu yüzden elektrik şebekelerine yönelik bu riskleri değerlendirmek ve olası senaryolara karşı önlemler geliştirmek büyük önem taşıyor.







